26.06.2022, 15:15

Çöpler

Hep aynı hikâye… Aynı yalanlar… Adres bu kez Çöpler… İktidara yakın Çalık Holding’in yüzde 20 ortak olduğu Kanadalı SSR Mining şirketinin sahibi olduğu altın madeni.

Çöpler Altın Madeni bugün Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük altın madenidir.

Ne güzel değil mi? Gurur duyabiliriz…

Keşke öyle olsa…

Adına maden denilen bu AÇIK HAVA KİMYA FABRİKASI bir süredir liç alanındaki çökmeler, zehirli kimyasalların sızması ve patlayan siyanür borularıyla gündemde. En son yığın liçi alanına siyanür taşıyan borular patladı, tonlarca siyanür ortalığa saçıldı…

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “en üst sınır” olan 16 Milyon 441 Bin TL idari para cezası kestiğini açıkladı. Analizler için bölgeden numuneler toplanmış ve ayrıca gerekli adli soruşturmanın yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş. Kontamine olmuş alan da temizlenmiş. Gerekli tüm önlemler alınmış. Çevresel izleme çalışmaları aralıksız sürecekmiş vs.

Kaza işte, olmuş bir kere; ama devletin tüm kurumları görevinin başında ve tıkır tıkır işlerini yapıyor… Yani daha ne isteyebiliriz ki…

Beş ay önce Giresun-Şebinkarahisar’ın Yedikardeş köyünde de binlerce ton zehirli atık Kelkit Vadisi’ne aktıktan sonra da aynı açıklamalar yapılmış, aynı önlemler alınmıştı. Hatta madenin süresiz olarak kapatıldığı bile açıklanmıştı. Sonuç: 5 ay sonra Yıldızlar SSS Holding’e ait Kurşun-Çinko Madeni çalışmalarına kaldığı yerden devam ediyor.

Hepsi aldatma, hepsi kamuoyunun gazını almaya yönelik hamleler…

Peki gerçek ne?

Gerçekler çok can yakıcı. Gerçekler iç karartıcı. Çöpler’den devam edersek, geçtiğimiz yıl Ekim ayında Çöpler’de büyük bir kapasite artışı yaşandı. Türkiye’nin en önemli su kaynaklarından birisi olan Munzur Dağlarını parçalayan ve zehirleyen Çöpler madeninde bir yılda kullanılan siyanür miktarı 6 bin tondan 11 BİN TONA çıkarıldı. Yine bir yılda kullanılan sülfürik asit miktarı 9 bin tondan 122 BİN TONA çıkarıldı. 122 bin ton!

Çünkü bölgede refrakter yani sülfürlü cevherler çok fazla. Sülfürlü cevherlerdeki altının ortaya çıkarılması için de ön işlem için su gibi sülfürik asit kullanılıyor. Onun için de ne su yetiyor ne de atık barajı. Bölgenin su kaynakları madene tahsis ediliyor. Büyük orandaki kimyasal ve su kullanımı büyük oranda zehirli atık üretiyor ve bunların muhafazası güçleşiyor. Çözüm olarak evaporatörler devreye giriyor. Yani zehiri buharlaştırıyorlar. Tepkiler oluyor, yetmiyor, bunun üzerine 197 futbol sahası büyüklüğündeki zehir barajı 600 futbol sahası büyüklüğüne çıkarılmak isteniyor. Çalışmalar sürüyor…

Çöpler bir simgedir artık! Türkiye’nin Çernobili…

Yıkımın, zehirlenmenin, siyanürün, sülfürik asitin, soygunun, vurgunun, rüşvetin simgesi…

“Altın Ölüm” ve “Altın Girdap” kitaplarımızda detaylarıyla açıkladık…

Çöpler’in kuruluşunda kirli ilişkiler var… Gizli ortaklıklar ve rüşvet pazarlıkları… Hem de mahkeme tutanaklarına ve fezlekelere kadar girmiş… Madenin Amerikalı müdürü Robert Benbow’un itirafları var… Hepsi kayıt altında…. ABD’ye yapılan milyon dolarlık ikna gezileri… Hepsi planlı, programlı…

Çöpler Erzincan’ın yıkımının, zehirlenmesinin, tükenişinin simgesidir aynı zamanda. Başbakanlar çıkaran, parti genel başkanları, ünlü siyasetçiler ve sanatçılar diyarı Erzincan tehlikede.

Türkiye’nin gıda güvenliği, Fırat suyu tehdit altında. Keban, Karakaya, Atatürk barajları tehdit altında. Türkiye’nin gıda güvenliği tehlikede!

Neoliberal kartellerin gözü kara… Gözleri yeşil dolarlardan başka bir şeyi görmüyor. SSR Mining’in resmi sitesinde İngilizce olarak “Burada nakit para basıyoruz” diyor. Evet Alamos Gold’un CEO’su da “Türkiye’den Kanada’ya dolar boru hattı döşüyoruz” diyordu. Peki Türkiye’ye ne döşüyorlar; bu ülkenin köylerine, meralarına, yaylalarına, ormanlarına ne döşüyorlar?

SİYANÜR BORU HATLARI

Türkiye hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı altında. Adına “madencilik” diyerek milleti kandırıyorlar ve milleti aptal yerine koyuyorlar. Bunun adı sömürge madenciliğidir. Bunun adı milyonların zehirlenmesi, yaşam alanlarının yok edilmesidir. Bunun adı EKOKIRIMDIR.

Bugün “mülteciler, göçmenler” diyerek yurtları yaşanmaz hale geldiği için kapılarına dayanmış milyonlara tepkiyle yaklaşan o gelişmiş BATI, bugün kartel şirketleri ve her ülkede buldukları yerli işbirlikçileriyle dünyayı yıkıma sürüklüyor. Sonuçlarını tüm insanlık çekiyor. Çöpler Türkiye’deki kimyasal yıkımın çok çarpıcı bir örneğidir. Fatsa, Lapseki, İvrindi, Ulukışla, Cerattepe, Eşme, Sındırgı… Liste uzayıp gidiyor… Önlem alınmazsa sonuçları çok ağır olacaktır…

Yazar Hakkında

İbrahim Gündüz: 18 Aralık 1965 yılında Ünye’de doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Gazeteciliğe 1987 yılında stajyer olarak girdiği Güneş gazetesinde başladı. Gece muhabiri, belediye muhabiri, siyasi parti muhabiri, diplomasi muhabiri ve parlamento muhabiri olarak görev yaptı. Kanal D Parlamento Muhabiri olarak çalışırken, artık kendisi için bir çalışma ortamı kalmadığını düşünerek 2018 yılında görevinden ayrıldı. Türkiye’deki vahşi, kimyasal, yıkıcı ve talancı madenciliği anlatan “Altın Ölüm” ve "Altın Girdap" kitaplarını yazdı. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Yeşilyurt Gündüz’le evli, Aşkın ve Barış adında iki çocuk babası.

Yorumlar (1)
Nihat Tatlav 2 ay önce
“ATATÜRK “Bu Kutsal Toprakları “Reset”ledi!.
En çok güvendiği “Türk Gençliği”ne emanet etti
Dilerim ki! .Bizler gelecek nesillere emanet bırakılacak “Vatan Toprağı” bulabilelim!!!…
22
açık