‘İliç Çöpler Altın Madeni tüm Anadolu’yu tehdit ediyor!’

CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal Meclis’te düzenledikleri ortak basın toplantısında Erzincan İliç’te yaşanan çevre felaketinin tüm Anadolu’yu tehdit ettiğine dikkat çektiler.

Çevre 30.06.2022, 10:27
‘İliç Çöpler Altın Madeni tüm Anadolu’yu tehdit ediyor!’

CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal Meclis’te düzenledikleri ortak basın toplantısında Erzincan İliç’te yaşanan çevre felaketinin tüm Anadolu’yu tehdit ettiğine dikkat çektiler.

Ali Şeker, “Yaşanan felaketten 2 hafta önce, İliç’te ilgili madenin bulunduğu bölgeyi ziyaret etmiştim. İlçe sakinleri eskiden sabahları kuş sesleri ile uyanırken son zamanlarda ilçede çok sayıda kuşun toplu öldüğünü belirterek artık sabahları kuş sesi duymaz olduklarından şikayet ediyordu. Meclis’te söz alarak bu konuyu dile getirdim, olası riskler konusunda iktidarı uyardım. Ancak ne yazık ki iktidar bu üzücü felakete engel olmadı” açıklaması yaptı.

Doğanın sürekli tahribata uğradığını belirten Ali Şeker, Marmaris’teki orman yangınına da dikkat çekerek, yangının ciddi bir orman kaybına yol açtığını söyledi. Küresel iklim değişikliğinin olduğu bir dönemde kuraklaşma ve orman yangınlarının arttığını Yunanistan örneğinden görerek orman yangınları öncesinde soru önergesi verdiklerini hatırlatan Şeker, “yeteri kadar yangın uçağı aldınız mı, helikopterlerinizin sayısı yeterli mi?” sorularını yönelttiklerini söyledib. Şeker, “Ama o gün iktidar ‘yeteri kadar uçağımız var, yeteri kadar helikopterimiz var, tedbirlerimiz hazır’ dedi ama biz en büyük orman yangını felaketini geçen yıl yaşadık. Geçen hafta Marmaris yine yandı. Diğer taraftan vahşi madencilik faaliyetleri doğamızı, ormanlarımızı yok ediyor. Geçen hafta İliç’te ciddi bir çevre felaketi yaşandı” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Köyü’nde Anagold Madenciliğin Amerika, Kanada ve yerli ortağıyla birlikte işlettiği maden ocağına son 6 ay içerisinde 3 kez gittiklerini hatırlatarak, İliç’te yaşanan felakete değinen Şeker, şunları söyledi: “Doğamızın bu kadar sahipsiz kaldığı bir dönemde, biz son 6 ay içerisinde üç defa gittik. 13 Nisan’da da Orhan Sarıbal ile birlikte madenle ilgili bir ÇED davasının bilirkişi incelemesine katılmak üzere oradaydık. Şirket yöneticileri hakimin gerekli izni vermiş olmasına rağmen sahayı incelememize engel olmak istediler. Ama biz maden çevresini ve kapasitesi arttırılmak istenen atık havuzunu inceledik. Şirket atık havuzunun kapasitesini arttırmak istiyor. Çünkü atık havuzunun 25 yılda dolacağını öngördükleri kapasitesini 2-3 yıl içerisinde doldurmuşlar. Ancak kapasitesini artırmaya çalıştıkları atık havuzunun bulunduğu yer Ovacık fayına 11 kilometre, Kuzey Anadolu fayına 70-80 kilometre mesafede bulunan bir deprem bölgesi. Böyle bir yerde bulunan atık havuzunun kapasitesini arttırmak için havuz kenarlarının dolgu ile genişletilerek yükseltilmesi planlanıyor. Havuz kenarları dolguyla yükseltildikçe o havuz, depremde daha büyük bir tehlikeye açık ve her an patlayabilecek duruma dönüşecek.”

‘DÜNYA TERK EDERKEN, NEDEN BİZDE ISRAR EDİLİYOR’

Siyanür liçi yönteminin dünyada vazgeçilen bir yöntem olduğuna, Türkiye’de ise hala sürdürüldüğüne de dikkat çeken Şeker, “Bu yöntemler ancak üçüncü dünya ülkelerinde devam edilen yöntemler. Biz üçüncü dünya ülkesi olmadığımızı göstermeliyiz. Madenlerimiz çıkartılacaksa yine devletin kurumları aracılığıyla ve güvenli yöntemlerle çıkartılmalı. Bir avuç yandaş, bir avuç emperyalist ülke şirketi kazanacak diye Anadolu’yu tahrip etmeye kimsenin hakkı yok” dedi.

Romanya’da 2000 yılında yaşanan Baia Mare madenindeki felaketten sonra Avrupa ülkelerinin bu yöntemi artık terk etmeye başladığını dile getiren Şeker, “Oysa Türkiye’de yirmiye yakın yerde bu yöntemle, siyanür liçiyle altın ayrıştırmaya devam ediliyor. İliç’te Pülverizatör denilen kapasiteyi daha fazla artırmak için havuzda biriken kimyasal atık suyunu buharlaştırarak havaya püskürten atmosfere salan aletler çalıştırıldığında İliç’te kokudan durulamadığını ifade ettiler” dedi.

‘CEZA KESTİK, BU İŞİ KAPATTIK’ DENİLEMEZ!

Şirkete kesilen ceza miktarına da değinen CHP’li Şeker, “Şirkete bir milyon dolar ceza kestiklerini ifade ediyorlar. Mesele ceza kesilmesi değil, bütün Anadolu’yu yok edebilecek bir tehlikenin ortadan kaldırılması meselesidir. Bunun ‘ceza kestik, biz bu işi kapattık’ diyerek üstünün örtülmesi mümkün değil. Maden ve siyanürlü atık havuzu Karasu Nehri’nin hemen kenarında. Yani o atık havuzundaki kimyasallar her an İliç Barajı’na, oradan da bütün Anadolu’ya yayılabilecek bir tehdit oluşturuyor. Yemyeşil bir doğa yok ediliyor. Ormanlık bölge ortadan kaldırılıyor” dedi.

‘UYARDIK AMA DİKKATE ALINMADI’

Geçmişte İliç’te hekimlik yaptığını hatırlatan Şeker, “İliç benim 2 yıl süresince, tam da deprem zamanı mecburi hizmeti yaptığım bir bölge. Bir deprem felaketinin orada yaratacağı facia sadece İliç’i değil; Karasu nehrine karışacak olan atıklar önce Keban’a, sonra Karakaya Barajı’na, daha sonra Atatürk Barajı’na, ardından bütün Mezopotamya bölgesine tehdit oluşturacak durumda. O bölgedeki bütün tarımsal sulama bu barajlardan yapılıyor. O kıymetli bölgeyi böylesine bir felakete açık hale getirmeye kimsenin hakkı yok. Anadolu’da böyle bir felaketin öncüsü olabilecek ve felaketin hazırlayıcısı olabilecek bir projenin daha da büyütülerek devam etmesi ülkemizi daha büyük tehlikelere maruz bırakacak. Ne yazık ki bizim son ziyaretimizin ve son uyarılarımızın, çok değil 10 gün sonrasında bu felaketin yaşanması uyarılarımızda ne denli haklı olduğumuzu da gösteriyor. Umut ediyoruz ki bundan sonrasında gereken tedbirler alınır ve kapasite arttırma çalışması sonlandırılarak bölge bundan sonra daha büyük felaketlere açık hale getirilmez. Bütün Anadolu’yu tehdit eden, tarımı tehdit eden, ciddi bir kıtlık döneminde olduğumuz bir dönemde tarıma yönelik böyle bir açık tehdit varken ve bölge deprem bölgesiyken, küresel iklim değişikliği nedeniyle her an her yerde sel felaketleri yaşanıyorken; böylesi bir riski görmezden gelmek mümkün değil. Geçici bir durdurma var ama bu yeterli değildir, bölge güvence altına alınmadan hiçbir işleme müsaade edilmemesi gerekiyor” uyarısı yaptı.

Daha sonra söz alan Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da madenciliğin çevre kirliliğinin yanı sıra, hastalıkları artırdığına da dikkat çekerek şunları söyledi: “İliç’te siyanürle altın arama meselesi aslında bir politik meseledir. İktidarın Türkiye’de madenciliğe nasıl baktığının göstergesidir. Dünyada maden sahalarını yabancılara teslim etmiş ve gelişmiş bir ülke göremeyiz. Çünkü para ve refah şirketlere ve yabancı ülkelere kalmakta; ama zehir, ama yoksulluk, ama hastalık o ülkede kalmaktadır. Bu tür madencilik faaliyetleri bizim gibi ülkelere yoksulluk, hastalık, çevre kirliliği saçmakta ve tarımın yok olmasına sebep olmaktadır” dedi.

‘ÇOCUKLARDA CİLT HASTALIKLARI VE KANSER VAKALARI ARTIYOR’

Sarıbal, Ali Şeker’le birlikte yaptıkları ziyarette İliçlilerin kendilerine çocuklarda çeşitli cilt hastalıklarının çok yaygınlaştığını, her yaş grubunda kanser vakalarının sürekli arttığını ifade ettiklerini söyledi.

‘FIRAT COĞRAFYASINDA TARIMSAL FAALİYET BİTEBİLİR’ UYARISI

Erzincan’ın fay hattı bölgesinde olduğunu hatırlatan Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal basın toplantısında sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu maden öyle bir yerdeki; bir tarafta Tunceli, Elazığ ve Munzur, bir tarafta Malatya, bir tarafta Erzincan, bir tarafta da Sivas. Yani bir deprem sonrası bu madende siyanür havuzunda yaşanacak bir patlama çok ciddi anlamda İliç’ten Fırat’a, Karasu’ya, Keban’a, Atatürk barajına yani o büyük coğrafyanın bütününe etkili olacak ve tarımsal üretim bitecek. Şu anda bile insanlar nefes almakta güçlük yaşıyor, kuşlar yaşamıyor, küçük canlılar yaşamıyor. 10 Nisan’da maden sahasını ve atık havuzunu büyütme amacıyla verilen ÇED iptali için açılan davada bilirkişi keşfi için İliç’e gittiğimizde oraya bir hukuk heyeti gelmişti. Ne yazık ki şirket hukuku bile gasp etmişti. Hakimin bize ulaşmasına engel oldular ve bizsiz bir keşif yaptılar. Şimdi orada olan hakime ve keşfe gelen bilim insanlarını bir kez daha uyarıyorum. Bu patlamadan sonra ne düşünüyorsunuz? Şirketler bu tip madenler için 6 yıl, 10 yıl, 15 yıl çalıştırıp gideceğiz diyorlar. Bu maden için 15-20 yıl işletme süresi öngörülmüştü firma tarafından. Ama kullandıkları membranın ömrü 150-200 yıl! Bu ne demektir biliyor musunuz? Biz sizin topraklarınızı 6 yıl, 10 yıl, 15 yıl boyunca kirleteceğiz, çevrenizi kirleteceğiz. Sizin halkınıza ülkenize ait olan altını, gümüşü, bakırı alacağız. Bütün çöpünü, zehrini de size bırakacağız. Buna seyirci olan bir iktidarla karşı karşıyayız.

ÖLÜLER ALTIN TAKMAZ

Şunu bir türlü öğretemedik: Ölüler altın takmaz. Yerin üstü altından değerlidir. Önemli olan toprağın üstünden verimli bir yaşam çıkarabilmektir. İliçte yapılan siyanürlü vahşi altın ayrıştırma işletmesinin kapatılmasını istiyoruz. Mevcut atık havuzunun Türkiye tarihinin en büyük çevre felaketinin yaşanmaması için bir an önce bertaraf edilmesi için tüm tarafları duyarlılığa davet ediyoruz.”

Yorumlar (0)
28
az bulutlu