HDP'li Çepni'den ormanları koruma kanun teklifi

Orman yangınlarını önlemede yeterli tedbir alınmadığı ve kamuoyunda yanan ormanlık alanların imara açılacağı, oteller, konutlar, maden aramaları yapılacağı endişelerini dile getiren HDP'li Çepni, orman alanlarında madencilik, enerji, turizm faaliyetleri ve yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Çepni, bu tür alanlara orman vasfının tekrar kazandırılması için Orman, Maden ve Turizmi Teşvik Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılması için kanun teklifi verdi.

Çevre 09.09.2022, 15:56
HDP'li Çepni'den ormanları koruma kanun teklifi

Cengiz ALDEMİR

Orman yangınları, koca koca ormanları, içindeki canlılarla birlikte yok ederken, ormanların korunması amacıyla Meclis'e yasa teklifi verildi. Teklifin sahibi HDP İzmir Milletvekili, Meclis Çevre Komisyonu Üyesi, Ekolojist Murat Çepni. Çepni, küresel iklim krizi, her yıl yaşanan orman yangınları, ormanlık alanların yapılaşmaya, enerji, maden faaliyetlerine açılması, güvenlik gerekçesiyle ağaçların kesilmesi, endüstriyel odun üretimi gibi nedenlerle Türkiye’nin orman varlıklarının giderek azaldığı uyarısı yaptı. 

TÜRKİYE'NİN YÜZDE 29.6'SI ORMANLIK ALAN

Ormanların yok olmasının, iklim krizini derinleştireceğini, yaşam alanlarının, biyolojik çeşitliliğin, ekosistemin, tarım alanlarının, su varlıklarının, halkın temiz hava ve su hakkının yok olmasını getireceğini belirten Murat Çepni, bunun için de ormanların korunması gerektiğinin altını çizdi. Çepni, Türkiye’de orman varlığının 23 milyon, 110 bin hektar ile yüzölçümünün yaklaşık yüzde 29,6’sını kapladığını belirterek, "Bu alan içerisinde normal kapalı orman alanının 13, 5 milyon hektar ile toplam ormanlık alanının yüzde 58,42’sini, boşluklu kapalı orman alanının ise 9 milyon 610 bin hektar ile toplam ormanlık alanın yüzde 41,58’sini oluşturduğunu" söyledi.

ORMANLARIN YÜZDE 60'I YANGIN İÇİN HASSAS ALANLAR

Ormanların büyük bir bölümünün yangın tehdidi altında bulunduğunu kaydeden Çepni, toplam ormanlık alanın yüzde 60’ının birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlardan oluştuğuna dikkat çekti. 1990’larda yılda ortalama 1500-2000 orman yangını çıkarken, 2021'de 60’a yakın ilde, 280’den fazla alanda 2 bin 793 adet orman yangını çıktığını ve 139 bin 503 hektar orman alanının zarar gördüğünü anımsatan Çepni, Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi'ne (EFFIS) göre, Türkiye’nin en hassas yangın bölgelerinin Hatay, Akdeniz ve Ege'den İstanbul’a dek uzanan kıyı bölgeleri olduğunu söyledi.

Orman yangınlarını önlemede ve müdahalede ciddi eksiklikler bulunduğuna işaret eden Çepni, yangınları önlemede yeterli tedbir alınmadığı, ihmalkâr davranıldığı, yanan ormanlık alanların imara açılacağı, oteller, konutlar, maden aramaları yapılacağı gibi kamuoyunda derin endişelerin olduğunu söyledi. Çepni, dünyada, yanan ormanlık alanların her türlü avcılık, madencilik, turizm ve otelcilik gibi faaliyetlere kapatıldığını ve orman vasfının tekrar kazandırıldığını da ifade etti.

'ORMANLARIN KORUNMASI YÜKÜMLÜLÜĞÜ DEVLETE AİT'

Anayasa gereği, yanan ormanlık alanlara tekrar orman vasfı kazandırılarak, her türlü imar ve yapılaşmaya kesin olarak kapatılması gerektiğini savunan Çepni, Anayasa’nın 169'ıncı maddesiyle ormanların korunması ve geliştirilmesi yükümlülüğünün Devlete verildiğini anımsattı. Yıllar içerisinde Orman, Maden ve Turizmi Teşvik Kanunu’nda anayasaya aykırılık teşkil eden düzenlemeler yapıldığını belirten Çepni, ormanların yapılaşmaya, madencilik, enerji ve turizm faaliyetlerine açıldığı eleştirisinde bulundu.

'CUMHURBAŞKANLIĞI KARARI ANAYASAYA AYKIRI'

Orman Kanunu'nun da ormanları koruyamadığını ifade eden Çepni,  Cumhurbaşkanı kararları doğrultusunda, 6831 Sayılı orman Kanununun Ek 16 ncı maddesi kapsamında çıkartılan ve ormanlık alanların yapılaşmaya açılmasının kolaylaştırıldığını, çevre üzerinde olumsuz etkileri fazla olan OSB ve TOKİ’nin kullanımına sunulduğunu söyledi. 2022 yılı içerisinde Cumhurbaşkanlığı kararıyla Kastamonu ve Manisa’da 611 bin 848, Ankara ve Mersin’de 376 bin 494 metrekare büyüklüğünde orman alanının orman statüsünden çıkarıldığı bilgisini paylaşan Çepni,  ormanlık alanları yok eden, ekolojiye büyük zararlar veren Cumhurbaşkanlığı kararının, Anayasa’ya da aykırı olduğuna vurgu yaptı. Kesilen ağaç sayısına ilişkin istatistiklerin Orman Genel Müdürlüğü tarafından paylaşmadığını DA belirten Çepni, maden ocak ve işletme tesislerinin yok ettiği arazilerin şekli ve kullanımının da değiştiğine dikkat çekti.

'ORMAN VE TURİZM YASALARI BİRBİRİYLE ÇELİŞKİLİ'

10 yıldan daha uzun süre yapılan madencilik faaliyetlerinin ormansızlaşmaya yol açtığını ve verilen izinlerin 2004 yılı sonrası önemli miktarlarda arttığını da dile getiren Çepni, "Özellikle deniz kıyısında, cazibe merkezi olarak görülen ormanlık alanlar 'turizm gelişim bölgesi' ilan edilerek bu alanlarda turistik tesisler yapılabilmektedir. Orman alanlarının turizm faaliyetlerine tahsis edilmesi işlemi, konuya ilişkin kanunların düzenlendiği günden bu yana tartışılmaktadır.

Orman Kanunu ve Turizmi Teşvik Kanunu arasındaki ilişkiler de Anayasaya aykırıdır. Dünya ülkelerinde orman varlıklarını koruyan, geliştiren tedbirler alınırken Türkiye’de koruyacak, geliştirecek etkin yasal düzenlemeler yapılmamaktadır" eleştirisinde bulundu.

Anayasada tanımlanan orman varlıklarının etkin bir şekilde korunması ve geliştirilmesi için orman niteliği taşıyan alanlarda,  madencilik, enerji, turizm faaliyetleri ve yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini savunan Çepni, bu tür alanlara orman vasfının tekrar kazandırılması için Orman, Maden ve Turizmi Teşvik Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılması için kanun teklifi verdi.

Yorumlar (0)
13
parçalı az bulutlu