22.01.2022, 00:57

Anayasa Mahkemesi şimdi ne yapacak?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP ile ilgili hazırladığı iddianame gibi mütalaası da tel tel dökülüyor… Başsavcılığın, HDP kapatma davasına temel dayanak olarak gösterdiği, yüzlerce dava dosyası arasında, Anayasa Mahkemesi’nin “ifade özgürlüğü” diye karara bağladığı davalar bile var.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HDP hakkında açtığı kapatma davasının temelini, 451 HDP’li siyasetçi hakkında açılan soruşturma ve kovuşturmalar oluşturuyor. Başsavcılık, sadece UYAP taraması ile açılan soruşturma ve kovuşturmaların listesini Anayasa Mahkemesi’ne ek olarak sunmuş, bunlardan hangilerinin, nasıl sonuçlandığına ise bakma gereği bile duymamıştı.

HDP’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu ön savunmada ortaya çıktı ki; o dosyalar içinde bırakın beraat kararını Anayasa Mahkemesi’nin dahi suç unsuru görmediği bazı davalar bile var.

Örneğin, Sırrı Süreyya Önder…

Başsavcılık kapatmaya dayanak olarak iddianamenin 107. sırasında Sırrı Süreyya Önder hakkında, 2013 Newroz’unda yaptığı bir konuşma nedeniyle açılan davaya yer veriyor. Önder, bu konuşma nedeniyle İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve örgüt propagandası yaptığı savıyla 3 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştı. Mahkeme kararının onanması üzerine de cezaevine girmişti. Sırrı Süreyya Önder de “ifade özgürlüğü” hakkının ihlal edildiğini öne sürerek, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Yüksek Mahkeme, 03 Ekim 2019 tarih ve 2018/38143 sayılı kararı ile “ Önder’in ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine” karar vermiş; AYM’nin bu kararıyla da Önder cezaevinden çıkmıştı.

Başsavcılık, Anayasa Mahkemesi’nin bir buçuk yıl önce hukuki bulmadığı o kararı aldı; HDP’nin kapatılmasına dayanak olarak gösterip, yeniden Anayasa Mahkemesi’nin önüne getirdi!

İnanılmaz ama gerçek.

Üstelik örnekler bununla sınırlı değil.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’li Gülçin İsbert’e, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından örgüt üyeliği suçundan verilen kararı da iddianamesine taşıdı. İsbert, yerel mahkemece 6 Yıl 3 Ay hapis cezasıyla cezalandırılmış, karar Yargıtay 16. Ceza Dairesince de onanmıştı. İsbert, dosyası bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne taşındı, Yüksek Mahkeme bu dosyada “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının” ihlal edildiğine, karar verdi.

İsbert hakkındaki bu dosya da şimdi Anayasa Mahkemesi’nin önüne yeniden suç unsuru olarak getirilmiş.

En tipik örnek ise HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile ilgili…

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın aynı zamanda hakkında siyasi yasak istediği siyasetçilerden biri…

Başsavcılığın, siyasi yasak talep etmesinin nedeni ise Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018’de Gergerlioğlu’na attığı bir twit nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçundan verdiği 2 yıl 6 ay hapis cezası kararı. Bu karar Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nce de onanmış, Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürülmüş ve tutuklanmıştı.

Gergerlioğlu, bu kararla “ifade özgürlüğü” ile “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiği” savıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi, HDP hakkında kapatma davası açıldıktan sonraki bir tarihte oybirliği ile 01 Temmuz 2021 tarihinde, Gergerlioğlu’nun ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine karar vermişti. Gergerlioğlu da bu kararla tahliye edilmişti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kaseti başa sarmış. Anayasa Mahkemesi’nin o kararını görmezden gelmiş, salt yerel mahkemenin kararıyla yeniden Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalıyor. Gergerlioğlu’na aynı nedenden ötürü siyasi yasak verilmesini talep ediyor!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, görünen o ki; Anayasa Mahkemesi’ni kendi kararlarıyla sınıyor…

Peki, Anayasa Mahkemesi şimdi ne yapacak? Daha önce “seçme ve seçilme hakkının ihlali” olarak yorumladığı Mahkeme kararını, şimdi milletvekiline siyasi yasak olarak dayanak mı yapacak? İmkansız…

HDP iddianamesi bu yönüyle neresinden tutsanız elinizde kalıyor; Anayasa Mahkemesi açısından bile…

Yorumlar (0)
16
parçalı bulutlu