11.02.2021, 13:01

Altın madenciliğinde acı gerçekler; Türkiye zehirleniyor                            

** Geçtiğimiz yıl 42 ton dore altın yani ham altın elde etmek için 42 bin ton siyanür kullanıldı. Gümüş ve bakır madenlerindeki siyanür kullanımını da eklersek, geçtiğimiz yıl yaklaşık 200 milyon ton taş-toprağın üzerine 50 bin tondan fazla siyanür püskürtüldü.

** Yağmacı-talancı altın kartelleri 2019 yılında 2 milyar 242 milyon dolar kazandı. Devlete ödedikleri ise 42 milyon dolar. Aynı karteller 2020 yılında             2 milyar 400 milyon dolar kazandı. Devlete 60 milyon dolar ödeyecekler. Bakan Fatih Dönmez bu çarpık durumu, “Yüzde 30’u doğrudan ve dolaylı vergilerle devlete kalıyor” diyerek savunuyor. Yani madenci kartellerin siyanür, sülfürik asit, dinamit, mazot ve orman kesme masrafları “kazanç” olarak görülüyor.

  1. Bir altın madeni için önce cevher olduğu tahmin edilen alan sondaj adı verilen uygulamayla delik deşik ediliyor. Bir başka deyişle o bölgedeki doğanın bağrına yüzlerce hançer sokuluyor. Bölgedeki su kaynakları, su akış yolları ve birbirine karışmaması gereken su sistemleri olumsuz etkileniyor. Bunları yaparken de “hiç bir zararı yok” deniliyor.

    [caption id="attachment_10037" align="aligncenter" width="1345"] Kazdağları'nda Havran Bölgesinde Sondajlarla Delik Deşik Edilmiş Bir Alan[/caption]

  2. Sondajlarla delik deşik edilen bölgede altın olduğuna kanaat getirilirse (Genellikle bir ton taş-toprak-kaya içinde yarım veya bir gram altın) yüz binlerce ağaç kesiliyor. (Mesela Alamos Gold sadece Kazdağları Kirazlı’da 347 bin ağaç kesti) Özetle, içindeki trilyonlarca canlıyla birlikte bir ekosistem yok ediliyor. “Tekrar eski haline getireceğiz” yalanıyla birlikte.

    [caption id="attachment_10038" align="aligncenter" width="1000"] Kanadalı Alamos Gold'un Kazdağları'nda Katlettiği Orman Alanı[/caption]

  3. Nebati toprak derisi yüzülür gibi sıyrılıyor ve bir tarafa yığılıyor. Bu aşamada, “10-20 veya 30 yıl sonra tekrar aynı yere sereceğiz” yalanları ısrarla tekrarlanıyor. Ardından madenin büyüklüğüne göre on binlerce veya yüz binlerce ton dinamit kullanılarak, milyonlarca yılda oluşmuş doğal yapı paramparça ediliyor. Bölgedeki milyonlarca ton taş-toprak-kaya doğanın bağrından sökülüyor; dev kamyonlara yükleniyor ve ardından taş değirmenlerinde un ufak ediliyor.

    [caption id="attachment_10040" align="aligncenter" width="800"] Ortalama Bir Altın Madeni çukuru (1)[/caption]

  4. Sonra cevherin durumuna ve madenin büyüklüğüne göre başta binlerce ton siyanür ve sülfürik asit olmak üzere 36 çeşit zehirli kimyasal, milyonlarca ton taş-toprak-kayanın üzerine boca ediliyor. Bu işlem sırasında açık alanlarda hidrojen sülfür gazı doğaya salınıyor. Bu süreçte altın, yığın liçinin içinden çekiliyor ve geriye kalan milyonlarca ton taş-toprak-kaya ortaya çıkan ağır metallerle birlikte bir tarafa “pasa” denilerek atılıyor. Ağır metaller içeren atık pasalar Fırat Nehri’nin kıyısına, içme ve sulama barajlarının dibine, fındık-zeytin-meyve bahçelerinin veya ormanların dibine yığılıyor. Artık “pasa” denilen bu devasa yığınlar, “asit maden drenajı” adı verilen sülfürik asit kaynağıdır. Ayrıca içerdikleri ağır metallerle çevredeki toprağı, suyu ve yaşamı yüzlerce yıl zehirlemeye devam eder.

    [caption id="attachment_10041" align="aligncenter" width="696"] Açık Alanlarda Köylerin Ve Tarım Alanlarının Ortasında Yapılan Siyanür Liçi Işlemi. (1)[/caption]

  5. Altın madenleri için çok büyük oranlarda su kullanılıyor. 1 gram altın için 4 ton su zehirleniyor. 

  6. Bir ons altın için (yani 31 gram ağırlığında bir alyans yüzük için) bir ton karbondioksit doğaya salınıyor. 2020 yılı içinde 42 ton (yani 1.481.505 ons) altın üretildiği açıklandı. Bu durumda 2020 yılında tam 1 milyon 481 bin 505 ton karbondioksit (CO2) doğaya salındı.

    [caption id="attachment_10042" align="aligncenter" width="696"] Milyonlarca Ton Taş Toprak Ve Kaya Açık Alanlarda İşte Böyle Siyanürlenİyor[/caption]

  7. Bir ton dore altın için yaklaşık 5 milyon ton taş-toprak-kaya bin ton (yani bir milyon kg) siyanürle zehirleniyor. Altın madenciliğinde ortalama bir ton “dore altın” için bin ton siyanür kullanılıyor. Cevherin yapısına göre bazılarında daha az bazılarında daha fazla ama ortalama bu. Erzincan-İliç’de iktidara yakın Çalık Holding’in Kanadalı ortağıyla işlettiği Çöpler Altın Madeni’nde, yılda 6,5 ton altın çıkarmak için 7 bin ton siyanür kullanılıyor. Üstelik bu maden, Türkiye’nin gıda deposu GAP’ı besleyen Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarının can damarı Fırat Nehri’nin kıyısında. Çöpler de yıllık yaklaşık 9 bin ton da sülfürik asit kullanılıyor.

    [caption id="attachment_10045" align="aligncenter" width="696"] Erzincan'daki Çöpler Altın Madeni'nin Fay Hattı üzerinde Bulunan 197 Futbol Sahası Büyüklüğündeki Atık Barajı[/caption]

  8. Geçtiğimiz 2020 yılı içinde 42 ton dore altın yani ham altın üretildiği açıklandı. Bunun anlamı 42 bin ton siyanür kullanıldı. Gümüş ve bakır madenlerindeki siyanür kullanımını da eklersek, geçtiğimiz yıl yaklaşık 200 milyon ton taş-toprağın üzerine 50 bin tondan fazla siyanür püskürtüldü. 

  9. Sülfürik asit kullanımı ise çok daha fazla. Çünkü sülfürik asit, altın madenlerinin yanı sıra özellikle nikel madenlerinde su gibi kullanılıyor. Sadece Zorlu’nun Gördes’teki nikel madeninde günlük sülfürik asit kullanımı yaklaşık bin ton. Yani yılda 360 bin ton sülfürik asit kullanımı söz konusu. Altın, gümüş ve bakır madenlerini de eklediğimizde yıllık sülfürik asit kullanımı da 400 bin tondan fazla.

    [caption id="attachment_10046" align="aligncenter" width="696"] Gördes'teki Nikel Madeninin Atık Barajı[/caption]

  10. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 yılında 24 ruhsattan 39 ton altın üretildiğini açıkladı. Altın ruhsatlarından 36 milyon 257 bin 570 TL,  altın içeren kompleks madenlerden ise              262 milyon 355 bin 247 TL “devlet hakkı” tahakkuk ettirildiği açıklandı. Yani devlet 2019 yılında bu madenlerden, ruhsat (artı) devlet hakkı olarak 298 milyon 500 bin TL gelir elde etmiş. Yani 42 milyon dolar. (Üniversite sınavına giren çocuklarımız bile her yıl devlete altın madenlerinden daha fazla ödeme yapıyor. Bu yıl üniversite sınavına girecek 2 milyon öğrenci, yaklaşık 360 milyon TL ödeyecek. Yani 51 milyon dolar) Altın şirketleriyse 2019 yılında 39 ton dore altından 2 milyar 202 milyon dolar kazandı.

  11. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta, altın madenlerinin 2 milyar 242 milyon dolarlık kazancının yüzde 30’unun yani 660 milyon doların devlete kaldığını söylüyor. Bunu neye dayanarak söylüyor bilemiyoruz. Devlet hakkı denilen şey zaten devletin bu madenlerden aldığı vergi. Sanırız Bakan Dönmez, madencilerin yüz binlerce ton dinamit, binlerce ton siyanür, sülfürik asit, nitrik asit ve 36 çeşit zehirli kimyasal giderlerini ve milyonlarca ton motorin-benzin giderini, yüz binlerce ağacın kesilmesi sırasında yaptıkları harcamaları “ülkenin kazancı” olarak görüyor. Yani dolaylı vergi dediği de yukarıda saydığım ve madenin altın çıkarma aşamasında yaptığı masraflar. Bu durumda da madencilerin 2019 yılında 1 milyar 542 milyon dolar net kârı var. Peki bu ülkenin yok edilen ormanlarının, dağlarının, meralarının, sularının, tarım alanlarının hesabını kim verecek? Milyonlarca vatandaşımızın ve doğadaki trilyonlarca canlının yaşam alanlarının yok edilmesinin faturasını kim karşılayacak?

    [caption id="attachment_10048" align="aligncenter" width="696"] Balıkesir Sındırgı'daki Altın Madeni (1)[/caption]

  12. 2020 yılındaysa 42 ton dore altından 2 milyar 400 milyon dolar kazanıldığı açıklandı. Bakanlığın hesabına göre devlet hakkı 48 milyon dolar eder. Ancak bu yıl için devlet hakkı paylarında ekstra yüzde 25 artış yapıldı. Bu ise 60 milyon dolar eder. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yüzde 30 hesabına göreyse 720 milyon dolar Türkiye’ye kalıyor. Yani madencilerin orman kesme, mazot, dinamit, asit ve siyanür masrafları. Bu durumda da 2020 yılında 1 milyar 680 milyon dolar ise madencilerin net kârı oluyor. 

  13. Bizim hesaplamalarımıza göre 20 yılda devletin bu adına altın madeni denilen açık hava kimyasal fabrikalarından kazancı 600 milyon doları geçmiyor. 2019 yılında 42 milyon dolar devlet hakkı aldıklarını bizzat Bakan Fatih Dönmez açıkladı.

  14. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in açıklamasına göre ülkemizde toplam 133 adet altın içeren maden ruhsatı bulunuyor. Bakan 9 adet sadece altın madeni, 25 adet de altın ve gümüş içeren kompleks madenin aktif olarak çalıştığını da açıkladı. Yani toplamda altınla ilgili 34 aktif maden bulunuyor. Bu madenlerde toplam 9 bin 489 personel çalışıyor.

    [caption id="attachment_10052" align="aligncenter" width="696"] Fatsa'daki Madenin Karadeniz Bölgesindeki Tahribatının Uydu Görüntüsü[/caption]

  15. Türkiye’de nerede orman, nerede dağ ve su kaynakları varsa siyanürlü-sülfürik asitli madenciler orada. Ege’de başta Kazdağları olmak üzere Madra, Eğrigöz, Murat Dağı, güneyde Torosların tamamı, kuzeyde Karadeniz’in bütün dağları, doğuda Munzur dağları, Kapadokya, Boğalı-Sakarat yaylaları, Samsun’un Şahin Dağları, Kelkit Vadisi, Gümüşhane ve Artvin’in neredeyse tamamı madencilerin hedefinde. Türkiye’nin dağları ağır saldırı altında. Dağlar dünyanın en değerli su depolarıdır. Bu açıdan barajlardan bile daha stratejik ve değerlidir. Hepsi ama hepsi en stratejik ve yaşamsal bölgeler. Söğüt dağları, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğduğu topraklar tehlikede. Yapılan madencilik değil, tahribat çok ama çok fazla. Bütün dünyada yıllık 3 bin 200 ton civarında altın çıkarılıyor. Bu altını çıkarırken ortaya saçılan atıklar dünyadaki milyarlarca ton üretim yapılan diğer bütün madenlerin toplam atığından 8 kat daha fazla. Üstelik bu atıklar bir proses atığı değil nükleer reaktör atıkları kadar tehlikeli zehir merkezleridir.

    [caption id="attachment_10053" align="aligncenter" width="934"] Altın Madenciliğinde Ortaya çıkan Ağır Metaller Ve Sülfürik Asit Kaynağı Olan Pasa Dağları[/caption]

  16. Türkiye sadece fındık gelirlerinden yılda 2 milyar dolar kazanmaktadır. Gediz ovasının yıllık  3-4 milyar dolar geliri vardır. Çanakkale, Balıkesir, GAP bölgesi ve Anadolu’nun daha bir çok bölgesinde tarım gelirleri altın madenciliğinin bu ülkeye sağlayacağı gelirlerden kat be kat daha fazladır. O zaman neden bu ülkenin topraklarını zehirlemekte ısrar ediliyor? Neden bu ülkenin ormanları, su kaynakları, tarım toprakları, meraları ve yaylaları acımasızca talan ediliyor. Bu yıkıma izin veremeyiz. Bu yıkıma izin verenler sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlarına karşı değil, tüm insanlığa karşı suç işlemektedirler. 

  17. Dünyada altın madenleri “ağır çekim soykırım merkezleri” olarak görülmektedir. Şu an itibariyle Bakanlığın açıklamasına göre Türkiye’deki ağır çekim soykırım merkezleri 34’e ulaşmış durumda. Türkiye altın madeni ve bu türden zehirli ve yıkıcı madenciliğin yapıldığı bir ülke olamaz. Olmamalı. Olursa tarım ülkesi olamaz, olursa turizm ülkesi olamaz, olursa içecek suyu, ekecek toprağı, nefes alacak ormanı kalmayacak. Türkiye yağma ve talan projelerinin uygulama alanı olamaz. En başta altın madenleri olmak üzere bütün madencilik projeleri oluşturulacak bir bilimsel kurul tarafından acilen gözden geçirilmelidir. Bu ülkenin en yaşamsal konusudur. Türkiye topraksız, susuz, havasız ve çiftçisiz, üretimsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Bu bir felaket tellallığı değil. Tehlike çok büyük. Türkiye’nin her tarafından yükselen çığlıkları duyun artık!

Yorumlar (0)
22
parçalı az bulutlu